Gerçekten kaçan mı hayal kurar, yoksa hayal kuran mı gerçeğe tutulur?
Perili Ev, sadece eski bir evin duvarlarında yankılanan tuhaf sesleri değil, çocukluğun büyülü dünyasında dolaşan hayallerin, oyunların ve bastırılmış arzuların seslerini de taşır. Dickens’ın kaleminde şekillenen bu sıra dışı hikâye; Doğu’nun egzotik düşleriyle, Batı’nın disiplinli dünyası arasında sıkışmış bir çocuğun zengin iç dünyasını, mizah ve hüznün eşsiz bir karışımıyla gözler önüne serer.
Hayal ile hakikat arasında gidip gelen küçük bir Harun’un kurduğu “harem devleti”, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda büyümenin trajikomik yankısıdır. Dickens, bu metinde çocuk masumiyetini, otoriteyle çatışmayı ve düş gücünün sınırsızlığını, keskin bir zekâ ve derin bir duyguyla harmanlıyor.
Kimi zaman güldüren, kimi zaman iç burkan bu öykü; yalnızca Dickens sevenleri değil, hayal kurmayı unutmamış herkesi büyüleyecek.

